25 Kasım 2013 Pazartesi

Kuran-ı Kerim'in Allah Sözü Olduğunun Delilleri




Kuran-ı Kerim; bir insan tarafından yazılamayacağının ve sonsuz ilim sahibi Allahın sözleri olduğunun onlarca net kanıtlarıyla doludur. Bu kanıtlardan sadece bir tanesi bile Kuranın insan sözü olamayacağını net bir biçimde göstermektedir. Bu bölümde bu apaçık kanıtları inceleyip Kuran’ın Allah sözü olduğu gerçeğini net bir şekilde bir kez daha görmüş olacağız.
  Bilindiği gibi insanın bilgisi, öngörüsü ve becerisi sınırlıdır. Ayrıca her insanın kendine ait zaafları vardır. Bu nedenle bir kitabın her türlü zaaftan münezzeh, sonsuz ilim sahibi Allahtan tarafından mı yoksa bir insan tarafından mı yazıldığı açıkça belli olur.
  Özetle bir kitabın İlahi kitap olduğunun belli olması için o dönemde herhangi bir insan tarafından yazılamayacak bilgilerle dolu olması gerekir. İşte Kuran-ı Kerim böyle birçok örnekle doludur:


KURAN VE ASTRONOMİ
 EVREN’İN GENİŞLEMESİ

Bilindiği gibi 20. Yüzyılda ulaştığımız bilgiler bize Evrenin büyük bir patlamayla oluştuğu ( Big – Bang ) ve bu patlama neticesinde halen genişlediğini göstermektedir. İlk olarak 20. yüzyılın başlarında Rus fizikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı evren bilimci Georges Lemaitre, evrenin genişlediğini teorik olarak hesapladılar. 1929 yılında Amerikalı Astronom Edwin HUBBLE dev teleskopuyla gökyüzünü incelerken yıldızların ve galaksilerin birbirinden uzaklaştığını gözlemledi. Bu evrenin sürekli genişlediğinin en açık bir göstergesiydi. Edwin HUBBLE ‘ın bu gözlemi halen astronominin en büyük keşiflerinden biri sayılmaktadır. Hatta 20.yüzyılın en büyük bilim adamlarından Einstein bu sonuca matematiksel olarak ulaştığı halde dönemin “sabit evren modeline” ters düşmemek adına bunu dile getirmediğini belirtir ve daha sonra bunu “kariyerinin en büyük hatası” olarak yorumlar
  Evrenin genişlediği bilgisi bundan 1400 sene önce, hiçbir insan tarafından bilinmediği bir dönemde Kuranda şöyle bildirilmiştir:

 Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi / 47 )
  Hz. Peygamberin bulunduğu dönemde Arabistan da Astronomi bilimi o kadar geriydi ki gökyüzünün direkler üzerinde durduğu inanılıyordu. Dev teleskopların olmadığı bir dönemde Hz. Peygamberin bu bilgiyi gözlem yoluyla elde edemeyeceği gayet açıktır.

 GÖKLERİN VE YERİN BİRBİRİNDEN AYRILMASI:

Big – Bang teorisinin gösterdiği gerçeklerden biride evrenin oluşmaya başladığı ilk anlarında tek bir nokta halinde olduğudur. Evrendeki bütün madde de tek bir noktada toplanmıştı. Daha sonra patlamanın devam eden etkisiyle bu nokta genişlemeye devam etmiş ve evren oluşmaya başlamıştır.
  Yine bu gerçek Kuran-ı Kerimde 1400 sene önce şöyle bildirilmiştir:

O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı? ( Enbiya Suresi / 30 )
Açıktır ki Hz. Peygamberin o dönemde böyle bir bilgiye ulaşması imkânsızdır. Ona bu bilgiyi ancak ve ancak evreni yoktan yaratan güç verebilir.

 GÜNEŞİN VE AYIN YÖRÜNGE FARKLILIĞI:

  Günümüzde insanların astronomi bilgisi lisede öğrendikleriyle sınırlı olduğu için kimi insanlar, Güneşin yerinde sabit durduğunu ve gezegenlerin onun etrafında döndüğünü sanırlar. Gezegenlerin Güneş etrafında döndüğü doğrudur fakat Güneşin sabit olduğu doğru değildir. Güneşinde peşinde gezegenleri de götürdüğü bir yörüngesi vardır.
İşin ilginç yanı Güneşin ve Ayın Dünya etrafında döndüğü kanaatinin yaygın olduğu bir devirde Kuranı Kerim Ayın ve Güneşin yörüngeleri tarif ederken ikisinin yörüngesinin çok farklı olduğuna dikkat çeker.
Ayın Yörüngesi için şu ifadeler kullanılır:

 Ay'a gelince, biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (döner). ( Yasin Suresi / 39 )

 Ayetteki ifade de Ayın bir takım uğrak yerlerinde dönüp durduğu anlatılmaktadır. Dolayısıyla Ayın dairesel ( ekliptik ) yörüngesine dikkat çekilmektedir. Zira Ay bu uğrak yerlerinden dışarı çıkamamakta, bu yörüngede dönüp durmaktadır.
 Fakat Güneşin yörüngesi için kullanılan ifadeler oldukça dikkat çekicidir. Güneşin Yörüngesi için kullanılan ifade ise şöyledir:

 Güneş de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra ( karar yerine ) doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir. ( Yasin Suresi / 38 )

Görüldüğü gibi ayette Güneşin Aydan farklı olarak “ uğrak yerlerinde ” dönüp durmadığı, kendisi için belirlenmiş “ bir karar yerine doğru akıp gittiği ” belirtilmektedir. Ayette kullanılan karar yerine doğru ifadesi dikkat çekicidir. Güneş hangi karar yerine doğru akıp gitmektedir? Bu karar yerine vardığında Güneş nasıl karar kılacaktır?
 Günümüz astronomisi Güneşin yörüngesini değiştirdiğini bir kara deliğin çekimine girdiğini belirtmektedir. Bu yüzden Güneşin yörüngesi  “Güneşin batacağı yer” anlamına gelen Solar Apex olarak adlandırılır. Astronomlara göre Güneş bu kara deliğin çekimine girdiği için bir zaman sonra kara deliğe ulaştığında kara delik tarafından yutulacak ve Güneş yok olacaktır. Ayette belirtilen karar yeri de bu kara deliktir. Kuran Güneşin karar kılacağı yere doğru akıp gittiğini haber vererek 1400 yıl önce hiçbir insanın bilemeyeceği bir bilgiyi bizlere haber vermiştir.
 Eğer bu ayetleri bir insan yazmış olsaydı dönemin “ Dünya merkezli” bilim anlayışı gereği Güneşin yörüngesine de Ayın yörüngesi için kullandığı “ bir takım uğrak yerleri” tabirini kullanır, Güneşin karar kılacağı yere doğru akıp gittiğini söyleyemezdi.


 KURAN VE COĞRAFYA:
  DAĞLARIN HAREKETİ:

  İlk olarak 20. yüzyılın başlarında Alfred WAGNER isimli Alman bir bilim adamı tarafından başlangıçta kıtaların bir bütün halinde olduğu teorisi ortaya atıldı. Teoriye göre zaman içinde yeryüzünde meydana gelen hareket sonucu kıtaların birbirinden ayrılmış ve sürüklenmeye başlamıştır. Wagner’in bu teorisinin doğruluğu ancak ölümünden 50 yıl sonra anlaşıldı. Bugün bilim adamları kıtaların sürüklendiğini ve bu hareketin yılda 1 ile 5 cm arasında değiştiğini belirtmektedirler.
 Bu gerçek Kuranda 1400 sene önce şöyle bildirilmiştir:

 Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Her şeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdârdır. ( Neml Suresi / 88 )

 Aynen ayette bildirildiği gibi dağlar ne kadar sabit ve yüzyıllardır aynı yerinde gibi gözükse de yüzyıllar alan bir süreç içinde onlarda bulutlar gibi sürüklenirler. Bu hareket yılda 1 – 5 cm arasında olduğu için insanlar bunun farkına varamazlar ve dağları “donmuş ve sabit sanırlar”. Ancak bundan 200 milyon sene önceye gidilip hızlandırarak bir şekilde kıtaların hareketi izlense bir bulut gibi parçalanarak hareket ettikleri görülebilir.
 Ayette kullanılan sürüklenme ifadesi dikkat çekicidir. Nitekim bilim adamlarının da kullandığı tabir budur. İngilizce ‘’continental drift’’ olarak adlandırılan bu hareketin Türkçe çevirisi ‘’kıtasal sürüklenme’’dir.


 DÜNYANIN EN ALÇAK YERİ:

  Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı.  ‘’Dünyanın en alçak yerinde’’. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. ( Rum Suresi / 1 – 2 – 3 )

Ayette kast edilen yenilgi, Rumların ( Bizans ) 613 -614 yıllarında Persler ( İran ) karşısında aldıkları askeri mağlubiyetlerdir. Ayette dikkat çeken ifade bu olayın Dünyanın en alçak yerinde olduğudur. Gerçektende Rumların yenilgiye uğradığı yerlerden biriside Lut Gölü havzasıdır ve bu havza Dünyanın rakımı en düşük yeridir.
 Ancak Lut Gölü havzasının Dünyanın en alçak yeri olduğu teknolojik cihazlarla tespit edilebilmiştir. Bu bilginin 1400 sene önce öğrenilmesi imkânsızdır. Ayrıca Amerikanın bile keşfedilmediği bir devirde bu ifade oldukçada iddialıdır.


 KURAN VE TARİH:
  

KURANIN MEYDAN OKUYUŞU: HAMAN !


  Haman diğer kutsal kitaplarda da adı geçen tarihi bir şahsiyettir. Haman Tevratta Babil Kralının Yahudilere zulmeden Veziri olarak geçmektedir. Kuranda ise Haman Babil hükümdarlığından 1100 sene önce yaşamış Firavunun yardımcısı olarak geçmektedir.
Kuranın, Tevrattan kopya edilerek yazıldığını iddia eden bazı çevreler, Hz. Peygamberin Haman konusunda yanlış kopya çektiğini dolayısıyla rezil olduğunu söylemişlerdir. Ülkemizdeki ateistler Hamanı Firavunun yardımcısı olarak gösteren Kuran’ın bilimsel anlamda çöktüğünü çünkü Hamanın ondan 1100 sene sonra yaşamış Babil Kralının yardımcısı olduğunu yazdılar.
Bundan yaklaşık 200 sene önce Mısırda bulunan bazı tabletler tartışmayı sonlandırmıştır. Tabletlerin deşifresi Jean-Françoise Champollion adlı bir Fransız tarihçi tarafından yapılmıştır. Tabletlerde gerçektende Hamandan söz edilmektedir. Hamanın Firavuna yakın bir kişi olduğu anlaşılmaktadır.
Tabletlerin tam olarak çözümüyle birlikte Hamanın Firavunun hükümdarlığında “Taş ocaklarında çalışanların başı olduğu anlaşıldı.” Bu Kuranda ki Haman adlı kişiyle tamamen örtüşüyordu. Zira Kuranda Haman isminin geçtiği bir ayette Firavun ona şöyle seslenir:

Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın ilahına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum." ( Kasas Suresi / 38 )

Görüldüğü gibi ayette de Firavun Haman’dan çamurun üstünde ateş yakıp elde ettiği çamurdan taşla kule inşa etmesini istemektedir.
Burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta vardır. Hiyeroglif yazının en son kullanıldığı tarih M.S. 394 ait bir kitabedir. Bundan sonra uzun yıllar emek verilerek ancak öğrenilebilen bu zor alfabe unutulmuş, bu yazıyı okuyup anlayabilen kimse kalmamıştır. Kuranın 610 yılından itibaren inmeye başladığı göz önünde bulundurulursa Hz. Peygamberin 200 yılı aşkın bir zaman önce tedavülden kalkmış bu dili ve alfabesini bilmesi mümkün değildir.
Bu durumda kendisinden yaklaşık 2000 sene önce yaşamış bir tarihi şahsiyeti, mesleğine varıncaya kadar Ona kim bildirmiştir? Hem de önündeki tek kaynak olan Tevrat’a muhalefet ettirerek.
Artık Ateistlerin ve Kuranı Allah sözü olarak kabul etmeyenlerin bütün yolları kapanmıştır. Zamanında yanlış diyerek dalga geçtikleri bilgi, doğru çıktığı gibi Kuranın Allahın sözü olduğunu inkâr edenleri her konuda susturan bir delil olmuştur.


 KURANDA FİRAVUN KELİMESİ:

  Kuranı Kerimde Hz. Yusuf’un köle olarak satılmasından sonra Mısır’a gidişinden bahsedilir. Burada dikkat çeken Mısırın devlet başkanı için “Melik” kelimesinin kullanılmasıdır. Çünkü Hz. Yusufun torunlarından olan Hz. Musa nın kıssasında hep “Firavun” olarak adlandırılan Mısır devlet başkanı burada “Melik” olarak geçmektedir. Bu detaydaki farklılık hiç kimsenin bilmediği bir mucizeyi ortaya çıarkmıştır.
 Tarihi kaynaklar göstermiştir ki Milattan Önce 14. yüzyılda bir yönetim değişikliği olmuş Mısır hükümdarları Firavun olarak adlandırılmaya başlamıştır. Hz. Yusuf ise bu yönetim değişikliğinden en az 200 sene önce doğmuştur.
 Hiyeroglif yazının 19. yüzyıl başlarına kadar çözülemediğini tekrar hatırlatırsak, Hz. Peygamber bu ince detayın bile farkına varacak bilgiyi nerden almıştır? Açıktır ki Kuranın bir insan tarafından yazılması imkânsızdır.


 KURAN VE EMBRİYOLOJİ:
  

ANNE KARNINDAKİ 3 KARANLIK EVRE:
  Günümüzde modern embriyoloji, insanın anne karnındaki oluşumunun 3 farklı evrede gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Basic Human Embryology (Temel İnsan Embriyolojisi) isimli kaynakta bu gerçek şöyle ifade edilmektedir:
Rahimdeki hayat 3 EVREDEN oluşur; preembriyonik (ilk 2,5 hafta), embriyonik (8. haftan›n sonuna kadar) ve fetal (8. haftadan doğuma kadar).
Bu gerçek yüce kitabımız Kuran-ı Kerimde şöyle ifade edilmektedir:

 …Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz? ( Zümer Suresi / 6 ) 

 Ultrason cihazları gibi teknolojik malzemelerin olmadığı bir dönemde Hz. Peygamberin böyle bir bilgiye ulaşması mümkün değildir. Nitekim ne çağdaşları nede 20. yüzyıla kadar gelen biyologlar bunun farkına varamamışlardır.


KURAN VE MATEMATİK:


 Kuranı Kerimin mucizelerinden biride matematiksel mucizeleridir. Örneğin bazı kelimelerin Kuranda tekrar edilme sayıları müthiş bir uyum göstermektedir. Bu kelimelerin Kurandaki tekrar sayıları şu şekildedir:

GÜN                         365 kere
GÜNLER                   30 kere
AY                             12 kere

BİTKİ                        26 kere                 
AĞAÇ                       26 kere

DE                             332 kere
DEDİLER                  332 kere

DÜNYA                    115 kere
AHİRET                    115 kere

ŞEYTAN                   88 kere
MELEK                     88 kere

İMAN                        25 kere
KÜFÜR                     25 kere

ZEKAT                      32 kere
BEREKET                 32 kere

İyiler (ebrar) 6 kere tekrarlanırken, kötüler (fuccar) kelimesi ise tam yarısı kadar yani 3 kere geçer.

İYİLER                      6 kere
KÖTÜLER                3 kere

ŞARAP                      6 kere
SARHOŞLUK           6 kere

AKLETMEK             49 kere
NUR                           49 kere

DİL                            25 kere
VAAZ                        25 kere

YARAR                     50 kere
BOZMA                    50 kere

SEVGİ                       83 kere
İTAAT                       83 kere

ECİR                          107 kere
FAİL                          107 kere

DÖNÜŞ                     28 kere
SONSUZ                   28 kere

MUSİBET                  75 kere
ŞÜKÜR                     75 kere

DOĞRUYA İLETEN           79 kere
RAHMET                            79 kere

SIKINTI                    13 kere
HUZUR                     13 kere

Kadın” ve “erkek” kelimelerinin tekrar sayısı da aynıdır: 23
Kadın-erkek kelimelerinin Kuran’da tekrar sayısı olan 23, aynı zamanda insan embriyosunun oluşumunda yumurta ve spermden gelen kromozom sayısıdır. İnsanın kromozom sayısı da anne ve babadan gelen 23’er kromozomun toplamı olarak 46’dır.

KADIN                                  23 kere
ERKEK                                 23 kere
 “İnsan” kelimesi Kuran’da 65 kere geçer; insanın yaratılış safhalarının sayısının toplamı da aynıdır:
 İNSAN                                  65 kere
TOPRAK                               17 kere
NUTFE                                  12 kere
EMBRİYO                             6 kere
BİR ÇİĞNEMLİK ET            3 kere
KEMİK                                  15 kere
ET                                           12 kere
TOPLAM                               65 kere
 
Görüldüğü üzere Kuran-ı Kerimde matematiksel olarakta müthiş bir uyum vardır. Bunun üzerine Kuran-ı Kerimin parça parça, kimi zaman sorulan bir soru üzerine, kimi zamanda savaş meydanlarında indiğini düşünürsek bu kelimelerin adetini bilinçli olarak hesaplamanın mümkün olmadığı görülecektir.

KURAN VE EDEBİYAT:
  Kuranın mucizeleri sadece bilimsel alanda gerçekleşmemektedir. Kuran edebi üslubuyla da diğer bütün kitaplardan ayrılır. Örneğin Kuranı ne şiir veyahut ne de düzyazı olarak tanımlayabiliriz. Kendine has, beşeri bir örneği olmayan üsluba sahiptir. İndiği dönemde de Arapların 14 şiir kalıbının hiçbirine uygun değildir.
  Bilindiği gibi gelmiş geçmiş bütün edebiyat dâhileri zamanında başka yazarlardan etkilenmişlerdir. Hatta ilk eserlerinde etkilendikleri yazarın üslubu tamamen hâkimdir. Bu noktada Kuran Hz. Peygamber tarafından yazılmışsa neden etkilendiği hiçbir şair ya da yazar olmamıştır. Neden bunu iddia edebilen bir kişi bile çıkmamıştır? Üstelik Peygamber efendimiz daha önce yazı yazmış biri değildi. Kuranı O yazdıysa ilk eserinde muhakkak birisinden etkilenmesi gerekirdi.
 Bir diğer nokta Kuranın dönemin Arabistan’ında olmasına rağmen o zamanki kafiye sistemlerinden hiçbiri Kuranda yer almamaktadır.
 Yine Kuranın bir diğer üslup özelliği ise Kuranın yarısının tek bir harfle, “Nun” harfiyle kafiyelenmiş oluşudur. Aynı uzunluktaki hiçbir metnin yarısını tek harfle kafiyelenmemiştir

SONUÇ:

Buraya kadar öğrendiklerimiz bize çok açık bir mesaj vermektedir. Kuran; Evrenin ilk anlarındaki halinide, insanın anne karnındaki evrelerinide, Güneşin yörüngesinin sonunuda, binyıllar önce yaşanan siyasi değişimleride, dağların milyonlarca yıllık hareketinide bilen Sonsuz ilim sahibi Allah tarafından indirilmiştir.



0 yorum:

Yorum Gönder